16 Nisan 2009 Perşembe

23 Nisan'da çok özel bir konuğumuz var!

Çocukları çok severim, çocukken de sevilmeyi beklerdim, çocuklar sevilmeliler. Eğitim ve öğretim hayatımızın ilk yıllarında And içerdik her sabah sınıflara girmek için. Yıllarca gururla, heyecan ile seslendirdim. "Büyüklerimi saymak, küçüklerimi sevmek!"

Çocukken televizyonlarda ana haber bültenlerinde denk gelirdim, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında Cumhurbaşkanlığımızın koltuğu 1 saatliğine yaşıtlarıma verilirdi ve ben de içten içe kıskanırdım neden ben değilim diye, çocukluk işte. :)

Cankız Onur Kum böyle bir fikir atıverdi ortaya, çok beğendik bu fikri tabi. Benim çektiğimi bir nebze olsa da çekmesinler diye :) Karar aldık bir çok Blogger arkadaşlarımızca ve bu kampanyaya destek olmaya, 1 günlüğüne dert ortağımız bloglarımızı onlarla tanıştırmak istedik. :)

...ve bu blogun 23 Nisan'da çok özel bir konuğu olacak, sizlere çok önemli şeylerden bahsedicek.

23 Nisan'da görüşmek üzere ;)

13 Nisan 2009 Pazartesi

Benim için Efes!

Benim için Efes başkaydı, bambaşka. Özel günlerde aile büyüklerime servis yapma bahanesiyle çok küçükken tattım ucundan da olsa. O yaşlarda arkadaşlar arasında birbirimize üstünlük taslarcasına ben 5-6 yaşlarımda Efes içtim naaaber? gibisinden sohbetler kurardık. Mahalle büyüklerimizin site otoparkında içki zamanı geldiğini her yaz akşamı ilk ben anlardım ve yanlarına gider en yakın bayiiye beni göndermelerini üstü kalsın demelerini, kalanıyla kendine o hani futbolcu yapışkanlı cikletlerden varya onlardan al demelerini beklerdim. Her gidişimde mutlaka para üstü kalırdı ve ben ciklet yerine 1 şişe de olsa Efes alırdım.

Genciz artık, 'tek nefeste kaç efes?' yarışmaları yapıyoruz kendi çapımızda. Kaybeden çerezlerimizi alıyor ya da o an ki sohbetin neşe kaynağı oluyor istemeden. Zamanında bira satan bazı amcalar yaşın küçük sana satamam derlerdi, ama afacandık biraz 'sen bana ver ben sana müşteri getireyim' derdim. Bu günler geri de kalmıştı artık ve anladım ki her Efes yaşının da bir güzelliği var, yaşayınca. Kim bir oturuşta kaç şişe içer bunları hesaplıyoruz, öğrenciyiz. ;) Yaratıcılığımız tavan yapıyor, bilgi dağarcıklarımız kültürel faaliyetler için hazırlanıyor artık.
Festivallere, şenliklere Efes yoksa ben de yokum! esprileri geçiştiriyoruz aramızda.

...ve hayallerim var, çok daha güzel günlerim olacak. Sağlığına diyip dostlarımla Efes eşliğinde yaşayacağım o güzel anları. Umarım çok yaşlanmadan gerçekleşirler. :)
1000 karaktere sığdıramadım Benim için Efes'i, blogumda da yazmak daha iyi oldu! : ) Efes Pilsen'in 40. yaş gününü kutlarım...

Son aylarda!

Yazıya nereden başlaşam bir türlü bilemedim esasen. Yazıyorum, siliyorum. Kendimi de iyi hissetmek adına böyle bir giriş yapayım dedim.

Son aylarda hayatımın en zor, en itilmiş günlerini geçirdiğimin farkıdaydım. Bir yanda kariyer hedeflerim, diğer yanda çekindiğim sevdiklerim. Benim için iki madde vardı sanki o zamanlar... Aslında hâlâ pek çok şeyin değiştiği söylenemez ama en azından düzene giriyor gibi. İşte o günlerde yine de anı yaşamaya ve pozitif olabilmeye çalışıyordum. Evimden uzak bir yerlerdeydim, her şey rafa kaldırılmıştı sanki.

Analistik gücümü de hissetmeme sebep olan o zamanlarda pek çok çetele çıkardım. Neredeyim? Ne yapıyorum? Ne yapmalıyım? Neler oluyor? Yanlış giden bazı şeyler vardı (biri hâlâ hızla sürüyor) onları düzeltmeye çalıştım, çalışıyorum.

Dertlerimden bahseden biri olamadığımdan kısa kısa post-itçikler tutuşturuyorum buralara...

Geçtiğimiz pazartesi günü ani bir post ve telefonla yeni mecramız, heyecanlı maceramız Paramarka.com Kreatif - İnteraktif Reklam ve Pazarlama A.Ş.'de kendimi işe aldırdım. (Nasıl mı oldu? Bir sonra ki yazı dizisinde!) Bu yeni bir başlangıç oldu benim için, kaldığım yerden devam etmemi sağladı. E daha n'olsun? :)

Her şeye rağmen, life goes on! :)

6 Nisan 2009 Pazartesi

Pijama, terlik, reklam! Paramarka.com

Paramarka, “Herkes reklamcı olabilir” sloganıyla yola çıktı ve bu akşam ilk yarışmanın kazananları belli oluyor. Çilek çocuk odasının slogan yarışmasını kazananları ödül alacak.

Yarışma sonucunda iki birinci seçildi; biri üyeler tarafından en çok oy alan, diğeriyse marka yöneticileri tarafından en beğenilen çalışma. Her iki reklamcı 1.000’er TL olmak üzere toplam 2.000TL para ödülünün sahibi olacak.

Paramarka.com beyin, göz ve kulak olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Beyin’de reklam dünyasına ilgi duyan ve bu dünyada varolmak isteyen herkes hedefleniyor. Burada Türkiye’nin önde gelen ve beğenilen markaları ya da ürünlerine ilişkin bilgiler verilerek katılımcılardan bununla ilgili bir reklam hazırlaması isteniyor. Sonrasında hazırlanan reklamlar kullanıcıların oylamasına sunuluyor ve kazanan reklama marka tarafından bir para ödülü veriliyor.

Sitenin henüz aktive olmayan diğer iki bölüm göz ve kulak ise önümüzdeki aylarda faaliyet geçecek. Göz bölümünde kullanıcılar reklamları izleyip değerlendirirken, Kulak bölümünde kullanıcılar markalara ve ürünlere ilişkin deneyimlerini diğer katılımcılarla paylaşacaklar.

Paramarka.com, markaların reklamını internet üzerinden tüketicinin kendisine yaptırarak müşterinin o ürün veya hizmetle en yakın ilişkiye geçmesini sağlayan bir online platformdur. Paramarka tüketicilere, markalar için çeşitli kampanyalar hazırlayarak ve izledikleri reklamları yorumlayıp sitedeki anketleri doldurarak para kazanma imkânı sağlar. Markalara da ürün ve hizmetlerini yeni bir mecrada hedef kitlelerine doğrudan ve interaktif bir şekilde ulaştırma imkânı sağlar.

Facebook grub sayfaları: http://www.getir.net/uc1

9 Şubat 2009 Pazartesi

22 Ocak 2009 Perşembe

Geleceği kurtarmaya hazır mısın?

Ritmi Koru, bir çok platformu birlikte kullanan yepyeni bir alternatif gerçeklik oyunu... Ritmi Koru Geleceği Kurtar! Şubat'ı bekleyin! www.ritmikoru.com

12 Ocak 2009 Pazartesi

eTohum'a davetlisiniz!

Geçtiğimiz Haziran ayından bu yana hız kesmeden süren girişimci-yatırımcı buluşma noktası olan eTohum kafe toplantıları en önemli sürecine girmek için gün saymaya başladı. Burak Büyükdemir tarafından yürütülen eTohum'u ilk kez mi duydunuz? Peki o zaman sizi şöyle alalım.

Uzun zamandır beklenilen hafta sonu toplantısı; İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesinde, İşletme Mühendisliği Kulübü işbirliğiyle 31 Ocak Cumartesi günü 11.00-17.00 saatlerinde gerçekleştirilecek. Yatırım yapılabilecek 15 internet girişimcisi açıklanacak. Emin olun çok keyif alacaksınız. Şimdiden yerinizi ayırtın ve başka bir program yapmayın.

Bulunduğum her toplantıda tüm katılanlar gibi bana da bir çok önemli değer katan eTohum'a sizleri de davet etmeden edemedim. Facebook etkinlik sayfasından katılma durumunuzu belirtebilirsiniz.

Görüşmek üzere...

10 Ocak 2009 Cumartesi

İnternetin tarihi

History of the Internet, Melih Bilgil'in 8 dakikalık animasyonu. 8 dakika içerisinde 1957'den bu yana Internetin bugünkü haline gelişini anlatıyor: Arpanet'ten Intenete.

Hızlı bir şekilde hafızanızı tazelemek veya hiç bilmiyorsanız öğrenmek için gayet güzel bir sunum:

Melih Bilgil, Almanya'da yaşayan bir Türk. Kendisi ve bu animasyonu hakkında detayları öğrenmek için sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Eren Emre
'de gördüm ve aynen paylaştım. :)

8 Ocak 2009 Perşembe

Gençliğe Hitabe!

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

3 Ocak 2009 Cumartesi

Gülümse - Kısa film (1)

Bu aralar kısa filmlere daha çok ilgi duymaya başladım. Elime geçtikçe beğendiğim kısa filmleri sizlerle paylaşacağım, daha önce Dikkat Kırılmaz'ı izlemiş, paylaşmıştık. İşte onlardan biri de; Dokuz Eylül Üniversitesi Sinema bölümü öğrencilerinin hazırladığı 'Gülümse' temalı kısa film.

'Belkide çok küçük bir gülümseme çok şeyi değiştirebilir...'

Gülümse kısa filmin ekibi:
Yönetmen : Hasan Tolga Pulat
Senaryo : Tuncay Tunca - Hasan Tolga Pulat
Oyuncular: Ekim Ekemen - Esra Yurtsever - Emre Kavuk
Melek Ekemen - Mustafa Üstündağ - Levent Berber