31 Aralık 2007'den 2008 yılına güzel bir kutlama ile girdim dostlarımla. Ardından 2007'den kalan sorunların çözüm yollarını uygulamaya devam ettim. Yeni bir iş macerasına merhaba demiştim. Her yeni bir son getirişin, yeni bir başlangıç olduğunu çok daha iyi anladım bu yıl içerisinde. Birbirinden mükemmel pek çok yeni arkadaş, bir kaç aşk, biraz gam ve keder.
2008 yılının neredeyse tamamını keyifle geçirdim. Hayatımda hiç bir yılı 2008 gibi yaşamadım desem yeridir, çok hızlıydı! Birbirinden mükemmel yeni arkadaşlar edindim ve hemen hemen hepsi iş hayatımdan insanlar. Katıldığım bir çok organizasyonun kalıcı arkadaşları onlar, değerleri ölçülemez olanlardan. Gençliğimin verdiği deliliğe, aldığım kararlara saygı duyan eşsiz insanlar benim için. Anların yaşanabileceği en doğru insanlarına sonsuz minnettarım.
Aşk hayatım ise hiç normal geçmiyor. Yaşadığım biraz gam ve keder gibi çok ayrı bir konu ve bilahare yazacağım. Onlardan büyük deneyimler kazandım! Zaman ile paylaşacağım...
Yeni projeler, yeni teklifler ve alınacak yeni kararlar...
2009 yılını gönlünüzden geçtiği gibi yaşayın. (bazen bu kolay olmaz, belki) Keyifle mücadele edin ve sağlığınıza lütfen dikkat edin. Sizleri çok seviyorum, sevgi ile kalın.
2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Aralık 2008 Pazar
15 Ekim 2008 Çarşamba
Blog Action Day: Yoksun yoksulluk!

Malum; Bugün 15 Ekim 2008, Blog Action Day' in bu yıl ki teması "poverty" yani "yoksulluk." Dünya üzerinde milyarları aşan bir yoksulluk söz konusu, bu konu üzerinde belki de bana pek söz düşmemiş arkadaşlarım arasında ama "benim de bir kaç çift sözüm olacak."
Ben de bir yoksuldum, evet! Kriz zamanıydı, biyolojik babamın sevdiği bir işti. Tabir-i caizse güllük gülüstanlık bir hayatımız sürüyordu, hani derler ya bir eli yağda bir eli balda öyleydi işte. Fındıkzade/Samatya' da doğmuş ve orada büyüyordum ki; Bir gün eve çok üzgün gelmişti. O zaman ben henüz ilkokul 4. sınıfın 1. dönem öğrencisiydim. Beraber büyüdüğümüz, mahallede birlikte top koşturduğumuz hatta monopoly oynadığımız zamanlardı arkadaşlarımla. ve oradan birilerine göre mecburen koparıldım, taşındık. Artık zemin katta ikamet ediyordum. Çok üzülmüştüm. Annem ise küçük kardeşimin doğması için 7. ayındaydı. Önce ki okuluma koşarak gidip, Andımız' ı okumak, ilk sıradada olabilmek için akşam erkenden ödevlerimi bitirir, kakaolu sütümü içip, tatlı rüyalar oğlum' u duyar ve yatardım. Yeni okuluma, eski okulum gibi bana sıcak gelmesede kayıt olmuştum artık, yeni arkadaşlarımın meraklı bakışları bile daha da duygusallaşmama neden olabiliyordu. Her gece sütümü içip yatarken, o zamanlar iki gece aç yattığımı hatırlıyorum. İş hayatına ise o zamanlar bir "berber çırağı" olarak atıldığımı ve çok çalışıp mesaimi (nedir o zamanlar öğrendiğim) çok güzel bir harçlıkla eve döndüğümü, ve bireylerinin yüzünü güldürdüğümü çok iyi hatırlıyorum.O zamanlar bir çok insan tanıdım ve bir söz vardı ki; "Ne insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok." (Hz. Mevlana)
Dikkat ettim ki: İnsanlarımızın bir çoğu yardıma muhtaç fakir dediğimiz insanlara "dilenci" [1] muamelesi yapıyor. Tabii ki artık insanları tanımak zor. Velev ki; Küçük hırsızlıklar el feneri ile büyük hırsızlıklar "deniz feneri" ile yapılıyor.
Konuyu fazla dağıtmadan önce Blog Action Day 2008' in hazırladığı videoyu;
Güneşin Tam içinde
Fikir Atölyesi
Hecamtomber
Marketallica
NReklam
[1] Merhamet avcıları iş başında.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



