10 Ocak 2009 Cumartesi

İnternetin tarihi

History of the Internet, Melih Bilgil'in 8 dakikalık animasyonu. 8 dakika içerisinde 1957'den bu yana Internetin bugünkü haline gelişini anlatıyor: Arpanet'ten Intenete.

Hızlı bir şekilde hafızanızı tazelemek veya hiç bilmiyorsanız öğrenmek için gayet güzel bir sunum:

Melih Bilgil, Almanya'da yaşayan bir Türk. Kendisi ve bu animasyonu hakkında detayları öğrenmek için sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Eren Emre
'de gördüm ve aynen paylaştım. :)

8 Ocak 2009 Perşembe

Gençliğe Hitabe!

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

3 Ocak 2009 Cumartesi

Gülümse - Kısa film (1)

Bu aralar kısa filmlere daha çok ilgi duymaya başladım. Elime geçtikçe beğendiğim kısa filmleri sizlerle paylaşacağım, daha önce Dikkat Kırılmaz'ı izlemiş, paylaşmıştık. İşte onlardan biri de; Dokuz Eylül Üniversitesi Sinema bölümü öğrencilerinin hazırladığı 'Gülümse' temalı kısa film.

'Belkide çok küçük bir gülümseme çok şeyi değiştirebilir...'

Gülümse kısa filmin ekibi:
Yönetmen : Hasan Tolga Pulat
Senaryo : Tuncay Tunca - Hasan Tolga Pulat
Oyuncular: Ekim Ekemen - Esra Yurtsever - Emre Kavuk
Melek Ekemen - Mustafa Üstündağ - Levent Berber

1 Ocak 2009 Perşembe

Yeni bir insanlık için birleşme! Deepak Chopra ve Ezgi Sorman!

Deepak Chopra yakından takip ettiğim hakkında sayfalarca yazabileceğim benim için çok önemli birisidir.
Deepak Chopra kimdir? (Türkçe)
Yazar, eğitimci ve doktor... Hindistan'da tıp eğitimi gördü. 1970'te ABD'ye göçtü. 1971'de New Jersey Hastanesi'nde stajını tamamladıktan sonra, aynı yıl endokrinolojide uzmanlaşmak üzere Boston'a taşındı. Birçok saygın tıp fakültesinde ders verdi. 1985'te New Eng-land Memorial Hospital'da (Boston Regional Medical Center) personel şefi oldu. Bu esnada transandantal meditasyonla, Ayurveda olarak bilinen ve "hayat bilgisi" anlamına gelen eski Hint şifa geleneğine ilgi duymaya başladı. Geleneksel tıbbın kendisi için büyüsünü yitirmesinin peşi sıra işinden ayrıldı ve etkili bir Ayurveda uygulayıcısı olan Maharishi Mahesh Yogi'yle birlikte Maharishi Ayur-Veda Produckts International'ı kurdu. Burada bir dizi bitkisel vitamin, çay, yağ ve koku üretti.

Bir süre sonra bu uygulamalarına eşlik eden kitaplar yazmaya başladı. Kısa zamanda sıra dışı bir kariyer yaptı. Kitapları çok satanlar listesine girdi (örneğin Ageless Body, Timeless Mind - "Yaşsız Beden, Zamansız Zihin" bir milyonun üzerinde sattı); 35 dile çevrildi. Kimileri ses ve video kasetlerine aktarıldı. Bunlardan pek çoğu televizyon kanallarında gösterildi. Dünyanın dört bir yanında seminerlere katıldı, konferanslar verdi.

1995'te Chopra Merkezi'ni kurdu. Başkanlığını yaptığı bu merkezde, beden, zihin ve ruh sağlığıyla ilgili eğitim programlan uygulanmakta.
Onun Hindistan’daki komünü, meditasyon, terapi, beden çalışmaları ve yaratıcılık programlarına katılmak için ya da sadece bir Buda Alanının içinde olmayı deneyimlemek isteyen binlerce uluslararası ziyaretçiyi çekerek, dünyanın en büyük ruhsal gelişim merkezi olmaya devam etmektedir.

Chopra'nın Yoga üzerine olan bir videosu: (İngilizce)



Elvan Demirkan'ın hazırladığı yazıyı alıntılıyorum;
HAYATIN ANLAMINI BULUN
* Hayatımızdaki ıssızlığın sebebi nedir sizce?
İnsan hayatındaki en büyük eksiklik anlam eksikliği... Yaşamak için anlam ve amaca ihtiyacımız var. İnsan, hayatında bir anlam saptayamayınca umutsuzluk başlıyor. İnsanlar başarının, iyi bir işin ve çok paranın peşinden koştukları gibi ruhsal arayışın da peşinden koşuyorlar. Halbuki durum tam tersi... Ruhsal dinginlik için esnek olabilmeniz, bazı şeylerin üstüne düşmeden kendiliğinden oluşmasına izin verebilmeniz gerekir. Sürekli 'düşün, düşün, düşün, yap, yap, yap'tan ziyade varlığınızı hissedebilmeniz önemli... Mükemmel olmak çok sıkıcı bir şey. Kusurlarınızın ve zayıflıklarınızın olması eksiklik değildir; tam tersine gerçek ve bütün olmaktır.

* Hayatta amaç yaratmanın en iyi yolu ne?
Hayattaki arzularım ve amacım benim üretmemi sağlıyor. Hayatın amacını bulmak için ise kendimize üç soru sormamız gerekir. 'Ben kimim?', 'Ne yapmak istiyorum?' ve 'Beni diğerlerinden ayıran vasıflarım neler?' Herkesin 'en iyi' olduğu bir becerisi vardır. İşte o yönünüzü keşfettiğiniz zaman işe koyulun ve ondan sonra serbestsiniz. Meditasyon benim gerçek kimliğimi bulmama çok yardımcı oluyor.

* 'Farkındalık' ve 'bilinçli olma' kavramlarını nasıl tanımlıyorsunuz?
Farkındalık bir pratiktir; içinde bulunduğunuz anı fark ederek uygulayabileceğiniz bir pratik... Daha yüksek bilinci ise, hayatınızdaki 'deneme ve hata' tecrübelerinizle geliştirebilirsiniz. Bu tip bir gelişim için niyet etmeniz, dikkatinizi vermeniz ve harekete geçmeniz gerekir. Buna ulaşmak için önerebileceğim en iyi araç da meditasyondur.

DÜŞÜNCE YAPINIZI DEĞİŞTİRİN
* İnsanlar aslında bazı alışkanlıklarının ve davranışlarının kendilerine zarar verdiğinin farkındalar ama yine de değişemiyorlar. Ne yapmaları gerekiyor?
Zararlı davranışa karşı en iyi çare; kendinizi tanımanız ve kendinizle daha içten bir yakınlık kurabilecek zamanı yaratmanız... Kim olduğunuzu, içinizdeki gerçeğin aslında ışık, sevgi, huzur ve sınırsız olanaklar olduğunu anladığınızda kendinize zarar vermeyi bırakırsınız.

* "Hayatımda hiçbir şey kötü gitmez" diyorsunuz. Bu mümkün mü?
Bazı şeylerin beklentimi karşılamayacağını anladığımda, o konudaki düşünce şeklimi değiştiririm. Önemli olan sabit bir sonuca bağımlı olmamaktır.

* Bir insanın hayatı karmakarışıkken nasıl pozitif düşünebilir ki?
Hayatınız her ne kadar öyle görünse de, aslında hiçbir zaman karmakarışık değildir. Çünkü tüm bu karmaşanın içinde çözüm, bilgi, tecrübe, bilgelik ve olgunlaşma vardır. O 'karmakarışık' durumdan bir şeyler öğrendiğinizde bir daha kesinlikle kendinizi aynı yere koymazsınız. En önemlisi, tecrübelerinizden öğrenmeniz ve o tecrübenin neden olduğu drama bağımlı kalmadan yolunuza devam edebilmenizdir. Bazen insanlar drama olan bağımlılıkları yüzünden hayatlarında karmaşa yaratıyorlar.

* Amerika'ya cebinizde sekiz dolar ile gelmişsiniz. O günden beri çok şey başardınız. Şimdi zenginliği ve başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz?
Zenginlik bolluktur. O da Latin kökenli kelime 'flow'dan (akış) gelir. Hayatın akışına kendinizi verdiniz mi, arzuladığınız tüm enerjiler sizi bulur. O zaman da başarıyı mıknatıs gibi çekersiniz. Başarıyı, içimizdeki ilahi gücü beslediğimizde oluşturabiliriz. Gerçek başarı hayatımızdaki mucizeleri tecrübe etmemizdir. Milyonlarınız varsa ve hâlâ para düşünüyorsanız o zaman zengin değilsinizdir.

* Peki ya mutluluk?
Mutluluk içinizde zaten var olan ama hayatımızdaki bir yığın detayla üzeri kapanan bir bilinç halidir. Aynen güneşin bulutların ardında gizlendiği gibi, mutluluğumuz da günlük sorunların ardında gizlenir. Ama bulutları aşmayı öğrenebiliriz. İnsanlar yaratıcılıklarını ifade edebildikleri, hayatlarında bir anlam saptayabildikleri, anlamlı ilişkiler kurup, başkalarını mutlu edebildiklerinde mutludur.

* Pek çok ünlü sizi takip ediyor. Bu kadar popüler olmanızın sebebi nedir?
Hayatımın amacına kendimi adamış olmam, güne verdiğim heves, neşe, kendime inanmam ve tabiatın kanunlarına güvenmem beni cazip yapıyor.
How To Know God (İngilizce)

İşte bu ilgi çekici adam bu kez özel öğrencisi Ezgi Sorman ile birlikte 14 Ocak'ta Türker İnanoğlu Maslak Show Center'da olacak. Benim gibi yakından tanışmak isteyenler için, çok büyük bir fırsat bu.

Ezgi Sorman kimdir?;
Ezgi Sorman, Spirituel Yasam Kocu, uluslararasi konusmaci ve “Primordial Sound Meditation” (Doğanın Yalin Sesleriyle Meditasyon) uzmanidir. My Bliss and Balance Wellness programlarinin kurucusu Sorman, ozellikle kisisel gelisme ve arzuladigimiz yasami surme uzerine yaptığı tutkulu calismalarla taniniyor. Hint asilli, dunyaca saygi kazanmis Dr. Deepak Chopra’nin tek ozel Turk ogrencisi olan Ezgi, bireylere hayati keyifle ve kolaylikla yasamanin etkin tekniklerini ogreterek, kisisel dengeyi bulma ve dunyanin daha yasanabilir bir yer olmasini saglamaya kendini adamış, gonul vermis bir ogreticidir. Beden, zihin ve ruhun bir butun oldugunu savunarak, gercek sagliga, mutluluga ve bolluga ulasmanin yollarini duzenledigi seminerleri, yaptigi ozel seyanslari ya da konferanslariyla dunyaya sunan Sorman, 20 yila yakin yasadigi New York’la “koklerim” dedigi Turk kulturunude sentezlestirmistir . Ezgi Sorman’in "6 Steps to Trance Mission Your Life"-" 6 Adimda Hayatimizda Evrim Baslatmak" adini verdigi ozel kurslarinin kitabi da cok yakinda Turkce’ye cevrilip yayinlanacak.
Şu zamanda ender olan bu tür etkinliklerin, kaçırılmaması gerektiği taraftarıyım. Biletix fiyatları Bkz:
1. KATEGORİ: 230,00 TL
2. KATEGORİ: 180,00 TL
3. KATEGORİ: 100,00 TL
4. KATEGORİ: 80,00 TL
5. KATEGORİ: 30,00 TL (KISITLI GÖRÜŞ)
Etkinliğin çok değerli olabileceğinden şüphem bile yok. Ben de orada olmaya çalışacağım.

30 Aralık 2008 Salı

On! Dokuz! Sekiz! Yedi! Altı! Bes! Dört! Üc! İki! Bir! Sıfır! Dokuz... :)

Böbiler sağolsunlar, varolsunlar!

2008'in bana neler getirdiğini bir önceki yazıda kısaca bahsettim. Kriz etkisini günden güne gösterirken, markalar bu özel günlerden fırsat yaratmaya çalışıyor. İşte onlardan biri, Fırat'ta gördüğüm Electrabel'in yeni yıl kutlaması ilginizi çekecektir.

Nice yıllar diliyorum efenim. Size benden kısa animasyon, izleyiniz :)
10-9-8-7-6-5-4-3-2-1 derken hayat su gibi akıp geçiyor...

28 Aralık 2008 Pazar

2008 yılının bana getirdikleri

31 Aralık 2007'den 2008 yılına güzel bir kutlama ile girdim dostlarımla. Ardından 2007'den kalan sorunların çözüm yollarını uygulamaya devam ettim. Yeni bir iş macerasına merhaba demiştim. Her yeni bir son getirişin, yeni bir başlangıç olduğunu çok daha iyi anladım bu yıl içerisinde. Birbirinden mükemmel pek çok yeni arkadaş, bir kaç aşk, biraz gam ve keder.

2008 yılının neredeyse tamamını keyifle geçirdim. Hayatımda hiç bir yılı 2008 gibi yaşamadım desem yeridir, çok hızlıydı! Birbirinden mükemmel yeni arkadaşlar edindim ve hemen hemen hepsi iş hayatımdan insanlar. Katıldığım bir çok organizasyonun kalıcı arkadaşları onlar, değerleri ölçülemez olanlardan. Gençliğimin verdiği deliliğe, aldığım kararlara saygı duyan eşsiz insanlar benim için. Anların yaşanabileceği en doğru insanlarına sonsuz minnettarım.

Aşk hayatım ise hiç normal geçmiyor. Yaşadığım biraz gam ve keder gibi çok ayrı bir konu ve bilahare yazacağım. Onlardan büyük deneyimler kazandım! Zaman ile paylaşacağım...

Yeni projeler, yeni teklifler ve alınacak yeni kararlar...

2009 yılını gönlünüzden geçtiği gibi yaşayın. (bazen bu kolay olmaz, belki) Keyifle mücadele edin ve sağlığınıza lütfen dikkat edin. Sizleri çok seviyorum, sevgi ile kalın.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Krizin olumlu etkiledikleri

Günlerdir krizle yatıp, krizle kalkıyoruz; bunun doğal sonucu olarak da krizle ilgili bir haber bombardımanı altındayız. Gazeteler ve internet siteleri daha çok krizin olumsuz etkilediği sektörlerle ilgili haberler veriyor ama krizin bir de olumlu etkilediği sektörler var. Bu sektörlerle ilgili haberler yayın organlarında ya hiç yer almıyor ya da üç beş cümle ile geçiştiriliyor. Haber değeri açısından daha ilgi çekici olduğunu düşündüğüm sektörler şunlar:
- Kriz dönemlerinde ruj satışı artıyor. Daha iyi hissetmek uğruna kadınlar yüzlerce dolarlık çanta ve ayakkabı almak yerine, çok daha düşük bir bütçeyle ruj satın alarak alışveriş dürtülerini gideriyorlar.
- Kriz dönemlerinden en çok, erkek giyim sektörü olumsuz etkileniyor. Evi geçindirmekle yükümlü erkek, çocuğun okul, giyim, eğlence ihtiyaçlarına bütçe ayırmaya devam ediyor. Aynı şekilde karşılayabildiği ölçüde eşinin ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışıyor. Zorunlu olmadıkça kendisi için alışveriş yapmıyor. Erkek giyim markaları da haliyle bu durumdan olumsuz etkileniyor. Ancak takım elbise gibi pahalı parçalar alamayan erkekler, giydikleri eski takım elbiselerini renklendirmek için kravat, kol düğmesi ve mendil satın alıyorlar.
- Kriz dönemlerinde diğer renklerle kombinlenmesi uygun renklerdeki kıyafetler -siyah ve beyaz gibi- daha çok satıyor.
- McDonald's, kriz derinleştikçe rekor kârlar açıklamaya başladı. Sağlıklı beslenme konusunda kamuoyunun giderek daha bilinçlenmesi ile bir dönem birçok şubesini kapatıp, zor günler geçiren McDonald's, bir anlamda yeniden hayata döndü. İnsanlar artık sağlıklı beslenmek derdinde değil, beslenip aç kalmama derdinde. Bu durum en çok McDonald's'a yarıyor.
- Derdini unutmak için kendini alkole vuranlar, alkol tüketiminin artmasında başrolü oynuyor. Aynı durum sigara şirketleri için de geçerli. Sigara içmenin yasak olduğu kapalı mekânlarda daha az vakit geçiren tiryakiler, evde diledikleri kadar sigara içebiliyorlar.
- McDonald's gibi ucuz yemek satan restoranlarda işler artarken ne fiyat ne de kalite rekabeti yapan orta halli restoranlarda işler azalıyor. Lüks restoranların işlerinde ise herhangi bir düşüş gözlemlenmiyor.
- Patlamış mısır gibi evde vakit geçirirken tüketilmeye uygun ürünlerin satışında artış kaydediliyor.
- Gelişmiş ülkelerde sinema izleyicilerinin sayısında artış olurken gelişmekte ve az gelişmiş ülkelerde sinema sektörü krizlerden olumsuz etkileniyor. Türkiye'de kriz dönemlerinde satılan sinema bileti sayısında dramatik düşüşler yaşanıyor. ABD'de ise sinema sektörü durumdan çok memnun görünüyor.
- Yine evde vakit geçirmeye paralel olarak, DVD satışlarında artış yaşanıyor.

- Kriz, evlilikleri de olumsuz etkiliyor. Birçok ülkede krizle birlikte boşanmalar da artıyor.

Kaynak: RG

26 Aralık 2008 Cuma

Her şey sende gizli - Can Yücel


Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..

Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel

23 Aralık 2008 Salı

Hak ve Hakikat Partisi?

Bir gidişattır gidiyor, malum seçimler yaklaşıyor. Kimin eli kimin cebinde kendileri bile bilmiyor belkide. Neyse konumuz bu değil, son bir kaç gündür gözüme 'Hak ve Hakikat Partisi' adlı yeni bir parti ve kurucusu çarpışmakta. Kendilerine ait bir video izledim ki, bir an 'oha! neredeyim ben?' dedim.

Haksızda sayılmam hı ne dersiniz? İleride onlar ile ilgili pek çok entrikalar görmeye hazırlıklı olun bence şimdiden.

Ayrıca Dursun Güneş beyefendinin aşağıdaki iki kısmı çok ciddiye aldığını düşünmekteyim.

Barbaros Hayrettin - Ben Sizin Babanızım!

ve... Rahmetli Sadri Alışık ve Erol Taş filminden bir kısım dinlemek için tıklayınız.

22 Aralık 2008 Pazartesi

Ne sandın be adam? Cleopatra Stratan!

Kendisi de şarkısıda çok şeker. Ghita adlı parçanın sahibi babası Pavel, 3 yaşında seslendirmiş Cleopatra, sonrasında Romanya, Moldovya ve Japonya' da geçtiğimiz sene listelerde 1.likten aşağıya düşmemiş. Yeni tanıyabildim ama benden önce Youtube'da 7,174,546 kez izlenmiş. Hayret! :)

Benim çocukluğum da rahmetli Barış Manço 7'den 70'e adlı bir program yapardı. Katılan çocuklardan bir şarkı söylemelerini istediğinde hemen yüz kızarmalarına bürünürlerdi. :)

Cleopatra ile ilgili daha detaylı bilgi bkz: wikipedia (ingilizce)