22 Kasım 2008 Cumartesi

Bir Xerox hikayesi ve Fotokopinin 70. yılı

Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Xerox, fotokopinin icat edilişinin 70. yılını ve usta mucidinin 100. doğum gününü kutluyor. Gelmiş geçmiş en önemli buluşlardan biri olarak kabul edilen fotokopi, insanoğlunun bilgi paylaşım şeklini değiştirirken, aynı zamanda yıllık cirosu 100 milyar doları geçen bir doküman yönetimi pazarını da yarattı. Bağımsız araştırma şirketi InfoTrends, dünyanın dört bir tarafında ofis makineleri ile her yıl 3.1 trilyon kağıt dokümanın çoğaltıldığını ve basıldığını tahmin ediyor.

Dünyada bir devrim yaratan kopyalama teknolojisinin mucidi olarak da bilinen Chester Carlson, tam bundan 70 yıl önce, 22 Ekim 1938 yılında, New York’ta bulunan Astoria’daki laboratuarında “10–22–38 ASTORIA” yazılı ilk xerografik görüntüyü elde etti. Chester Carlson, ilk xerografik görüntüyü keşfettiğinde bir tescil ofisinde asistan olarak çalışıyordu. Chester Carlson’un kağıt ağırlıklı bir işi vardı ve sürekli olarak belge çoğaltıyordu. O zamanlar bir belgenin çoğaltılması için ya fotoğrafının çekilmesi veya elle yazılarak kopyalanması gerekiyordu. Bu şekilde belge kopyalamanın çok zor olduğunu gören Carlson, kopyalamanın daha kolay bir yolunu bulmak için çalışmalara başladı.

Carlson, fotoğrafçılık üzerine yazılmış bilimsel araştırmaları izleyerek, bu konuda deneysel araştırmalar yapmaya başladı. Daha sonra, fotoiletken özellikli materyaller üzerinde elektrostatik denemeler yaptı ve elektrik ışığına maruz kalan nesnelerin görüntülerini yansıttıklarını keşfetti. Bu buluşa daha sonra eski Yunanca’da kuru ve yazma anlamlarına gelen kelimelerin birleşiminden “Xerografi” adı verildi. Haloid adında fotoğraf malzemeleri satan bir firma, Chester Carlson’un buluşunun önemini anladıktan sonra, bu buluşa yatırım kararı aldı. Kısa bir süre sonra, fotokopi yapabilen ilk makine piyasaya sürüldü. Bu buluşa yatırım kararını alarak, ilk fotokopi makinalarının üretimini yapan Haloid şirketi, 1961 yılında ismini “Xerox Corporation” olarak değiştirdi.

Xerox Teknoloji ve Keşif Grubu Başkanı Sophie Vandebroek, yaptığı açıklamada “Chester Carlson’la başlayan Xerox’un hikayesi, yeni buluşlar ile devam ediyor. Chester Carlson’un Xerox’u yaratan bu önemli buluşu, insanların daha kolay bilgi paylaşmasına yardımcı olurken, bugün iş yaşamımızda kullandığımız gelişmiş yazıcı, faks, tarayıcı ve dijital baskı sistemleri gibi ürünlerin de ortaya çıkmasını sağladı” dedi.

Chester Carlson’un açtığı buluşçu yolda ilerleyen Xerox, Xerografi buluşunu temel alarak zaman içinde binlerce yeni buluşa imza attı. Xerox, o günden bugüne yaklaşık 60 bin buluşun patentini aldı. Bu buluşlar Xerox’un, dünya üzerinde yenilikçi ve buluşçu kimliği ile yeni iş alanları yaratan ve insanoğlunun günlük yaşamını değiştiren bir firma olarak tanınmasını sağladı.

Bu etkileyici girişimden sonra benden size bir öneri; Siz siz olun bu süper buluşa sakın aşağıdakı gibi davranmayın, başınız derde girebilir!

Kaynak: turk.internet.com, wikipedia, youtube

Sevenload muzipleri -1

Erhan, sevenload' da bizler için çalışırken, ben de sevenload' ın bir çok muzip kullanıcıları tarafından gönderilen videolarını izliyorum sıklıkla, ne sinir kalıyor insanda ne de stres. :) Fırsat buldukça paylaşacağım işte "sesinin tonunu bilmezsen böyle tavşan olursun" adlı video onlardan sadece birisi;


Google SearchWiki, hadi hayırlısı!

Gmail tema şenliğinden sonra, Google, blogunda verdiği habere göre; artık arama sonuçlarında çıkan değerlere yorum yapılabilecek ve değeri her seferinde bir üst sıraya çıkartabilecek. Bu iyi haber şu an deneme aşasında olduğu için her kullanıcı özellikten faydalanamayacak. Bildirgeç'ten aldığım ekran görüntüsü ve bilgiye göre;


Üst sıraya çıkardığınız bir web sitesi için başka kullanıcılarında üst sıraya taşıdığını görebiliyorsunuz. Bu özellik(ler) ile daha ileriki safhalarda kullanıcıların yönelimlerinden gerçek içeriklerin hak ettikleri konuma gelmeleri söz konusu olabilecek ve bu sayede tekrar kullanıcıların doğru kaynağa erişmesi kolaylaşmış olacak. Google bu hamle ile digg , reddit gibi bookmark sitelerin temel mantığını milyonlarca kullanıcı potansiyeli ile gerçekleştirecek. Değerinizin suistimal edileceğini düşünüyorsanız, böyle bir şeyin söz konusu bile olmayacağını ve yaptığınız değişiklikler sadece sizin arama sonuçlarınızı etkileyeceğini aşağıdaki videoda görebilirsiniz.

Viral Boklava' sı.

Yakın arkadaşım Ömer Enis' in, Microsoft'a ait projenin Boku' nu anımsatsada süper alan adıyla Boklava hayata merhaba dedi, facebook gruplarını da açtılar. (Hamdolsun!) Peki nedir Boklava;

Kendileri diyor ki;

İşimiz tam olarak onunki gibi olmasa da oldukça fazla ortak noktamız var. Sıradışı aykırı viral çalışmaları günlük denen bir zımbırtının altında ilginç isimle biriktiriyoruz. İzlenme katsayılarını sizinle paylaşıyor tecrübelerimizi anlatıyoruz.

Viral denildi mi Türkiye’de komedi aklımıza gelsede bilinç altımızdaki sıradışılığımızı bu blog ile ortaya çıkarmak istiyoruz.

Yaşasın doğru olmayıp aykırı davranan sayın seyirciler…

Uzun lafın kısa latifesi aykırı viral çalışmaları sizin için topluyor, hazırlıyor ve sunuyor olacağız…

Özetle; +18 kategorilerin de aykırı viral videoların yer aldığı bir sayfadır kendileri, mersi efendim.

Bedük - Automatic

Bir zamanlar bizlere "Son sigaram" adlı şarkısı ile seslenen Serhat Bedük geçtiğimiz aylarda yepyeni tarzı ile karşımıza çıktı, bu kaçıncı videosu tam olarak bilemesem de, insanın kanını kaynatan bu güzel şarkıyı ve Türk klipleri anlayışında sıra dışı bir çalışma ile bizlerle :)


Şarkının sözleri:
Would love to make a hip track
But don't know how to handle that
Expectations off the ground
I still feel I'm moving back

Moving forth moving back

Would love to make a loos track
But tell me can you handle that
Got to keep my head clean
In case I might need it back

Moving forth moving back

I'm goin down down
Nothing much to do now
I lost my head aw!
Everbody wave now
Go with the flow now

Dance automatic, electronic, cybersonic,
systematic

It's not a secret it's not a shame
I can say what I want to and I'm OK
My obsession is to get you up
And make you dance 'till you drop
I'm moving back I'm moving forth

I'm moving like I don't have time
To get those tunes out of my mind
Get ready for the pump now
Move it back move it forth

Move it back move it forth
Fırat' tan öğrendiğim kadarı ile;
Prod: Filmline • Y/D: Murad Küçük • Yapımcı/Producer: Bedran Güzel, Ayhan Çetiner, K. Ulaş Elgin • Kostüm /Costume: Tude Berberoğlu • Cast: Feyza Ay, Ferda Özkur • Yönetmen Asistani / Asistant Director: Engin Yalçın • Prodüksiyon Amiri / Head of Production: Murat Akgün

21 Kasım 2008 Cuma

Art By Chance - ANBEAN

Anbean'ın düzenlediği Art By Chance'e katılan ve finale kalan filmler; 5 farklı ülkenin 15 şehrinde metro istasyonları, havaalanları, otobüsler ve alışveriş merkezlerinde gösterilecek. Yani şehirlerin dört bir yanı kısa filmlerle kuşatılacak.

Anbean'ın düzenlediği Art By Chance'e katılan ve finale kalan filmler; 5 farklı ülkenin 15 şehrinde metro istasyonları, havaalanları, otobüsler ve alışveriş merkezlerinde gösterilecek. Yani şehirlerin dört bir yanı kısa filmlerle kuşatılacak. Ayrıntılı bilgi için: www.artbychance.org

Başa gelen çekilir.

Yaklaşık 1 aydır yazamamak zor bir durum tabi, nasıl başlasam, nereden başlasam havası söz konusu ama yazacağım çok şey var gelecek konular için ;)

İstemeden gelişen bir çok olay oldu, başa gelen çekilir. Şu an açıklamam doğru değil ne yazık ki.

Aylardır üzerinde harıl harıl çalıştığımız proje çok hızlı bir şekilde ilerleyişini sürdürmekte, yakında bunun haberini de vereceğim. weboloji.net ekibi artık 5 kişi; yakın dostum sevgili Veli Güney, yeni yazılımcımız Başar, yeni grafikerimiz Sercan ve psikolojik iletişim danışmanımız (yeni sırdaşım) Esra Nur ile birlikte çalışmalarımıza ara vermeden ilerliyoruz. Ayrıca benim için çok önemli olan desteklerini esirgemeyen dostlarım; Mehmet Cihangir, Tuğçe Esener, Müge Cerman, Muammer Okumuş, Burak Dönertaş, Can Oktay Heper, Şekip Can Gökalp, Yusuf İbili ve Burak Büyükdemir hepsine ayrı ayrı minnettarım.

Çok çalışıyoruz efenim çoook! :)

Bu sadece gelebilecek konulara binayen yazılmış özet bir bildiridir. :)

29 Ekim 2008 Çarşamba

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: İyi bayramlar! (Televidyon)

Günler sonra kendimi yeniden Blogger / Blogspot.com panelinde görmek talihsizliklerden sonra huzur verici. Durumdan haberdar olmanız açısından Tumblr' dan gönderdiğim yazıyı okumuşsunuzdur. Her an gitti gidecek endişesi var, kelle koltukta misali. Aradan bir kaç saat geçti ya da geçmedi video.google.com yasağını öğreniverdik. Derinden sabır çekiyorum, yine de.


Neyse ki böylesine anlamlı bir günü bu gibi konularla lekelemek haddime değildir. Televidyon eşliğinde bu kutsal 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı tebrik etmeden önce, United Plankton (Googlebizelogoyapsana) ekibinin büyük başarısını 00.00' da yeniden görmek ayrıca keyif vericiydi. (Üstte) (google.com.tr)



21 Ekim 2008 Salı

Bazı şeyler vardır anlamsız yere

Çok duygulandım, bu akşam sözcükleri yerleştiremiyorum esasen. Biri dokunsa ağlarım sanki, türkülerle donatıyorum kulaklarımı. Sigaranın dumanından örtücükler yaratıyorum, ardı ardına. Kirpiklerimi ıslatan bişiy(ler) var, çözemedim... İçimden gelerek;

Sellerdeyim,
Bilmiyorum ne haldeyim, nerdeyim.
Belki de hala sendeyim.

İstemiyorum! Biyolojik variyetin anılarıyla yüzleşen yerindeyim.

Yolda görseniz bu halime belki varsın gebersin deyin.
Zamparalık kâfi kaldı eski saatimde, beyim.
Gönül demişler alakası yok, var olan beynim.

Hey derim, hey hey hey!
Eşlik ederse ne ala satırlarıma ney.
Dem bu dem ise duy beni ey!

Kafiye imiş kinaye imiş.
Bahsedilen bendim oysa.
Bir yerlerime batıyor kelimelerin, sivri uçlu mızrapları.
Adını bile hatırlamadıklarımın çekiyorum ızdıraplarını.

Çelişkilerle boyanan ülkenin beyin fırtınasından bıkmışım,
Adaletini çiğnemeden yutmuşum.
Çocukluğumun geçtiği yerler kötü anılar hatırlattı oysa.

Gül denilen objenin vurulduğu, suretten tiksiniyorum.
Anlamı olmayan sözcüklerle boğuşuyorum.
Rüyalar göremiyorum.

Sellerdeyim,
Bilmiyorum ne haldeyim, nerdeyim.
Belki de hala sendeyim.

16 Ekim 2008 Perşembe

Polat Alemdar değil! Mustafa Kemal ATATÜRK!


Ulu önderimizin hakkında milyonlarcası bir çok materyal içeriği ama doğru ama yanlış, ya ilgi çekici ya da tepki uyandırıcı şekilde yazılar, resimler, videolar gibi göndermiş(ler) bir kaç kendini bilmez yüzünden özgürlüğümüzü kısıtlamaya kadar neden olmuş, kendince pisliği gerekmediğince yaymayı sağlamıştır. Önderim hakkında şu ana kadar doğru öğrenmeye çalıştığım kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti' nin bir genç ferdi olarak yazmak bana da nasip oldu ki;

Teknolojinin çok hızlı adımlarla ülkemizden uzak kaldığı dönemlerde, şu zamanlarda bizler için sadece "vakit kaybı" gibi durum vakıaları verse de her hususta yine yetişmeye çalışan Türk milleti olarak, molayı perşembe akşamları ahmak kutusunun karşısında vermeyi tercih ediyoruz. İkamet ettiğim semt mahallelerinde de perşembe akşamları sanki nüfus sayımı varmışçasına kapıları arkadan kilitliyoruz. Her ne kadar gerek RTÜK gerekse de diğer kurumlar tarafından bazı karelerin sansürlendiğini duysam da bunların nafile olduğunu biliyorum. Aslında böylesine güzel bir konu içerisinde bundan bahsetmekte ne kadar utanç verici. Sokaklarda Kurtlar Vadisi' nden kopmuş gibisin' den, tutun da artık tepeden tırnağa siyah takım elbiselerın daha da insan vücutlarını sardığını, bilekliklerde ve parmaklar arasında çevirilen sırf iş olsun diye işportacılardan bile temin edilen tespih sallayanları yetmezmiş gibi kapalı alanlar da o hal vaziyette siyah güneş gözlüğü taktığını, hatta toplu taşıma araçlarında öğrenciler de dahil yetişkin insanların özellikle dizinin müziklerini daha rahat gönderebilmesi ve başkalarının rahatsız olabileceğini düşünmeden bluetooth entegreli, çok aşırı ses verebilen cep telefonları tercih sebepleri oldu. Bunlar ile birlikte dizinin repliklerini ise ne yazıktır ki her an işitiyor ve görüyorum. "Kimileri farklı düşünse bile!"

Saygıdeğer hocam (diyorum çünkü Atatürkçü düşüncede en çok önem verdiğim kişilerden biri) Can Dündar, ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yeni nesillere hitaben hazırladığı, yazıp ve yönettiği en son belgeselinden "Mustafa" dan benim pekte söz etme gereğinde bırakmayan fragmanı bir izleyelim;

Ayrıca müziklerini benim de severek dinlediğim Goran Bregoviç yapmış, filmin gösterimi 29 Ekim' de start alacak.